Dinli-Yorum'un hikayesi nedir?

Dinleme odası

Altmışbeş yılda ulaştığım nokta: Dinli-Yorum.

Anlattığınızı dinlemek - Merak etmek - Sormak - Yorumunuzu dinlemek

İnsanlarla ilk temasım 65 yıl önce başladı. 45 yıl boyunca çalıştım, Halen çalışmaya devam ediyorum ve etmeye niyetliyim. 23 yılı sağlık sektöründe çalışan ve patron olarak geçti. 22 yılı ise serbest meslek olarak insanlara psikolojik destek sunmaya adandı.

5 yılı ön hazırlıkla geçen ve sonraki 17 yıllık kısmı danışana odaklanmış psikoterapi-hipnoterapi deneyimimin bana öğrettiği tek bilgi var: Kendimiz söyleyip kendimizi doğru şekilde işitemiyoruz.

Homo sapiensten insana geçişimizin kökeni “kelimeler” ve karşılık geldikleri anlamlardır. Mesela benim için mükemmel ‘ideale yakın’ demekken başkası için ‘onun kabul ettiği sınırlarda iyi’ anlamına gelir. Bir başkası için daha farklıdır. Yani kelimeler insanlığı yüceltmiştir ama söylenenin derininde anlamlar yüklenebilmiştir.

Ne zaman ki kelimeye ortak bir açıklama girildi o zaman belirli bir söz  herkesçe aynı şekilde anlaşıldı. Yani elma, tanımı ve görüntüsü gereği onunla tanışan herkesin temel özellikleriyle bildiği bir nesnedir. Güney Amerika’da ilkel bir yerli kabilesi için değildir. Elma Kazakistan’da ortaya çıktığı için Amerikalı yerli için yabancı bir nesnedir. Onlara elma ağacı hediye ettiğinizde her ağacın anlamı sahibi için özgün olacaktır. Ta ki kendi içlerinde onun için ortak bir tanımlama bulana kadar.

Biz Türkiyelilerin gözlediğim iki tipik özelliği var:

1) Kendi kendimize konuşarak kendimizi dolduruşa getirmek. Bu çoğunlukla olumsuz yönde veya kendimize zarar verici yönde ilerliyor.

2) Psikoloji diliyle reaksiyon formasyon oluşturmak. Yani bize örnek olabilecek kişilerin veya örnek almak istediklerimizin tam tersi duygu, düşünce ve davranış geliştirmek. Bu da bizi belli ortamlarda ketleyebiliyor. Kendi kendimizle dahi konuşurken dinleyen kısmımız pak tarafsız olamıyor.

Bu nedenle psikoterapi, EMDR, hipnoz, parts terapisi, bilişsel davranışçı terapi veya zihinselleştirme terapisi gibi yöntemler etkin şekilde kullanılabiliyor. Çünkü bu uygulamalar sol ve sağ beynimizi ve bilinç ve bilinçaltımızı kelimeler bazında uzlaştırıyorlar. Peki ya ruhsal düzlemde kalıcılık açısından yeterli etki sağlıyorlar mı?

Demem o ki; başkasıyla konuşurken olduğu kadar içimizden kendimizle konuşurken de kelimeler farklı anlamlarla yorumlanabilir. O anda oralardan içimizde bir yerlerden de bu kelimeye itiraz gelebilir.

Yani birisi size tembel diyorsa ve o İsveç kökenli ise bir tespitini anlatıyordur. Belki kızmazsınız. Bir Japon söylediyse belki sizi daha fazla çalışmaya adavet ediyordur. Haklı bulabilirsiniz. Eğer kendi kendinize "tembel" diyorsanız belki kendi performansınızdan memnun olmadığınızı ve kendinizi aşağıladığınızı ifade etmek istiyorsunuzdur. Ama içerideki canlı (yani hayvansı) kısmımız buna itiraz eder. Çünkü içimizdeki canlı, herhangi bir nedenle ilkel bir koşulda kalırsa hayatta kalmak için tembellik etmeyeceğini bilir. Kendimize karşı yaptığımız bu küçümsenmeye karşı çıkar.

İşte bu nedenle 1300 sayfalık Sol Gözüm Ne Diyor Doktor Bey? isimli kitabımı yazarken kelime ve konuşmanın önemini daha ciddi olarak fark ettim. Ona ayrı bir bölüm hazırlamak için yine beş yıldır çalışıyorum. Çünkü sözün kullanımı psikolojide çok derin ama bir o kadar önemli bir bilgi. Pratikte fark ettiklerimi Türkçe konusunda henüz yeterli kaynak olmadığı için şimdilik yazıya dökmeyi erteliyorum. Umarım ölmeden bitiririm.

Sonuçta, yıllarca yaptığım psikolojik destek hizmeti içinde vardığım en önemli sonuç şu oldu: Ağzımızdan çıkan sözün ne demek istediğini doğru şekilde anlamamız tedavi edicidir.

Ben de son yıllarımı psikolojik uygulamalar yerine dikkatle, merak ederek dinlemeye ve yanıt bulamadıklarımı yine merakla sormaya adadım. Fark etim ki ilk aradıklarında danışanlarım öncelikle EMDR, hipnoz, bilişsel terapi, zihinselleştirme terapisi ve benzeri müdahale talebi ile geldiler. Ancak öncü seanslarda ve devamında tercih ve talepleri değişti. Yani aktif dinlemelerimin belli bir süresinden sonra onlar kendiliğinden uygulama taleplerini ya unuttular ya da artık gerek duymadılar.

Özetle; dinlemek, samimi olarak önemseyerek ve saygı duyarak tarafsız kalarak yaklaşmak temel bir şifa yönünde yararlı oluyor. Şipşak ve mucizevi değil iki tarafında emek vermesiyle mümkün oluyor.

O nedenle artık sadece Dinli-Yorum. Akıl vermeden, belki gerçek yaşam hikayeleri anlatarak, tavsiye sunmadan, yönlendirmeden, yermeden, yormadan ve yüceltmeden dinleyeceğim. Sır tutarak, kişiliğe, var oluşa, sosyal-cinsel tercihlere saygı duyarak, sözlerimi tartarak orada olacağım. Hem cümlelerinizi hem de kendiniz hakkındaki yorumunuzu hissederek ve merak ederek. 

Ocak 2025 dinli-yorum.com.tr - Tüm telif hakları saklıdır.